15 Ağustos 1969 yılında İstanbul’ da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi.
Babam ve Oğlum filmindeki rolüyle tanındı. Mavi Gözlü Dev adlı filmde Nazım Hikmet Ran'ı canlandırdı. O Gözyaşı Çetesinin Cevahir i, O Sarı Eşref, O büyük bir Usta, … Birbirinden çok zıt karakterleri oynamasına rağmen her rolünde başarısıyla beğeni toplayan bir isim. O son yılların yıldızı parlayan oyuncusu Yetkin Dikinciler…

Çalışan Kadınlar iletişim platformu için bu özel röportaj talebimi geri çevirmeyip, yoğun programına rağmen bu fırsatı vermesi, bu söyleşiyi yazıya dökmemi ve sizlerle paylaşmamı sağladığı için kendisine çok teşekkür ediyorum. Sıradan bir söyleşi olmasını istemedim.
Onun hakkında bilmek istediğim ona sormak istediğim o kadar çok şey vardı ki…

Bugüne kadar kimsenin sormadığı, kimseye anlatmadığı şeyler, biz Çalışan Kadınlara Özel, biraz da bana özel …
Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fırsat buldukça dost ve arkadaşlarımla uzun süren sabah kahvaltıları yapmak onlarla sohbet etmekten keyif alıyorum. Uyumayı, film izlemeyi, dostlarla sessiz ve sakin ortamlarda akşam yemeklerinde bir araya gelmekten hoşlanıyorum.
Yemek demişken belki okuyucularımız en sevdiğiniz yemekleri de bilmek ister
Karnıyarık, pilav ve anneannemin pilavın yanına yaptığı üzüm hoşafını çok severim
Röportajda benim sizinle ilgili ilk dikkatimi çeken samimiyetiniz oldu…
En büyük özelliğimin içtenlik olduğunu söyleyebilirim. Aslında tüm insanlarla ilişkilerimde samimiyet ve içtenlik benim için hep ön planda olmuştur. Gerçi genellikle insanlar beni soğuk olarak değerlendirirler.

Açıkçası soğuk olarak değerlendirilmenize çok şaşırdım. Evet Egosu inanılmaz yüksek birisiniz ama bunu çok iyi taşıyorsunuz. Ağır bir duruş çizseniz bile sohbetimiz esnasında yaptığınız espriler sizin muzır tarafınızın da oldukça fazla olduğunu gösteriyor.
Zaman zaman Haksızlıklara tahammül edemediğimden aslında bu ağır çizgimden saptığım olabiliyor. Yani anlayacağınız kızgın ve öfkeli hatta çok sinirli olabiliyorum.
Bu kadar gündemde olan biri olarak magazin sayfalarında sizi görmüyoruz.
Bu paparazzilerin beni izlemiyor olmasından kaynaklanmıyor inanın bana…
Sonuçta görünmez değilim. Önemsemiyorum başkalarını, hayatımı doğru bildiğim gibi yaşıyorum. Medyatik insanların bulunduğu sosyetik mekanlara gitmiyorum. Mütevazı, sakin mekânları tercih ediyorum. Amaç dostlarla birlikte olmak.
Değerli okuyucular, Paparazzilerin kendisi hakkında neden farklı haber yapmadıklarını anlıyorsunuz onunla konuşurken… Saygı! Bunu sağlayabilmiş. Çünkü o sadece sahnede oynuyor… Gerçek hayatta o olduğu gibi.
Kendi ifadesi şöyle: ‘’Sadece işimi yapmaya çalışıyorum. Göz önünde olan şey konuşulur, fakat göz önünde olurken iyi olmak gerekir. Sadece işimi yaparak göz önünde olduğum için huzurlu ve mutluyum."
Yapmak istediğiniz veya keşke yapmasaydım dediğiniz olaylar var mı?
Tam ortasındayım her şeyin. Keşkelerle uğraşmadan geçen bir yaşamın sonunda… Son sözlerimin bunlar olmasını isterim.
Bir daha dünyaya gelseniz hangi mesleği seçerdiniz?
Bir Müzisyen olarak doğmak isterdim. Çünkü insanlarla en güçlü iletişim kurabilen araç müziktir diye düşünüyorum. Bu yüzden bir enstrüman çalamamama da üzülüyorum.
Olsun, sizin sesinizden dinlediğimiz şiirler bize yeter Bu arada en sevdiğiniz şarkı nedir?
‘’Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu’’ Özlem, gidenlerin arkasından onlarla ilgili hatıralar bu şarkıda anlam buluyor… Bir daha asla geri gelmeyeceklerini bildiklerimiz…
Kolay değildir elbette bu yerlere gelmek, beslenir insan bir şeylerden. Zamandan mesela onun gibi… Zoru unutur hatırlamazsınız, yeni bir gün başlar belki o da zordur…Ama geçer, yarım bırakarak bazı şeyleri. Ama geçer… Kolay bir şey yoktur.
Zaman demişken, zamanı geri almak gibi bir şansımız olsaydı tam işte şu yılda olmak isterdim, bir daha o yılı yaşamak isterdim dediğiniz yıl ve zaman var mı?
Asya Steplerinde, kıldan bir çadırda yaşamak isterdim.Hem de kar ve buzlu hava şartlarında…Moğolların, Cengiz Han’ın zamanlarında…
Zoru seven bir karakter…ve de soğuğu..en sevdiği mevsim kışmış. Ağustos Ayında doğmuş olmasına rağmen sıcak havaları pek sevmiyormuş… Bu yüzden onun için en güzel tatilinin, ailesinin yaşadığı Ege de zeytin ağaçlarının altında sevdikleriyle birlikte oturup sohbet etmek, onlarla zaman geçirmekmiş.
Hepimizin hayatında dönüm noktaları olur, bazı kararlar almak zorunda kalırız ve hayatımız değişir. Sizin böye bir dönüm noktanız oldu mu?
Hem de daha 17 yaşındayken. Lise sondayken bir beyin ameliyatı geçirdim. Yaşama şansımın % 50 olduğu önemli bir ameliyattı. Bu ameliyattan sonra dünyaya farklı bir gözle bakmaya başladım.
Bence o ameliyattan sonra Yetkin Dikinciler ikinci kez doğdu. O % 50 şans bugün onu sevenler için büyük bir şans.
Hislerinize güvenir misiniz?
Çevremizdeki insanların samimiyetine inanmak için bazı ölçülerimiz vardır. Bir şekilde kendimize özgü bir yol bulmuşuzdur. Hislerime güvenirim. Hislerimin bana bıraktığı mesaja. Bazen anladıklarım yanlış olabilir. Ama hislerim yanılmaz, yeter ki samimi olsun.
Ya yalan?
’Yalanı sevmem ama bazen söylemek zorunda kalabiliyoruz. İnsanların yalan söyleme durumunda bırakılmasını sevmem. İlk Cevap yeterli olmalı, zorlanmamalı insanlar. Zorlanınca yalan söylemek durumunda kalabiliyoruz.
Ne kadar doğru… Sorduğumuz soruya aldığımız ilk cevapla, kaçımız yetinebiliyoruz?
Konumuz Kadınlara geliyor, Çalışan Kadınlara…
Anlatıyor annesini örnek vererek, dinliyorum onu, anlatırken annesine olan hayranlığını sevgisini ve saygısını görebiliyorum gözlerinde. Kelimeler daha bir dikkatlice dökülüyor ağzından. Çocukluğundan bahsediyor, çalışan bir annenin çocuğu olmanın zorluklarını anlatıyor. Onu büyütürken annesinin yaşadığı zorlukları anlatıyor. Kendimden bir şeyler buluyorum anlattıklarında, bizlerden bir şeyler. O kadar samimi ki anlattıklarında...
Yetkin Dikinciler, orta halli, Subay bir baba ile Kızılay hemşiresi bir annenin tek çocuğu… Kalabalık bir aile ortamında büyümüş, İstanbul Aksaray'da anneanne, dede, dayı ve kuzenlerle. Büyük bir aile… Anneanne ve dedesiyle aynı apartmanda oturmuşlar. Yan apartmanda da yengesi, dayısı ve kuzenleri.
Pazar günleri mutlaka hep birlikte olurduk, ailece yiyip içerdik, huzurlu bir dönemdi. Ailemde çok dengeli ve bir o kadar da şefkatli bir ortam vardı. Çalışan kadının zorluklarını annemde çok iyi gözlemlemişimdir. Bazen beni evde bırakamazdı. Görevli olduğu Sağlık ocağına beni de götürmek zorunda kalıyordu.’Uykum gelince sedyenin üzerinde uyurdum. Ben uyurdum, annem nöbette ve çalışırdı. Sonra sabah eve gelirdik. Kahvaltı hazırlar beni okula gönderir o ev işlerine başlardı. Annelerin mesaisi hiç bitmez zaten.
Çevresinde çalışan kadınlarla büyümüş, annesi, dayısının karısı. Onlar birer örnek teşkil etmiş hayatında. Kadınların hakları ödenmez diyor.
Çalışan kadınların emeklilik yaşlarından tutun da sosyal haklarına kadar tartışıyoruz.
Evde çalışan kadınları da unutmamak gerekir. Sosyal güvencesi olmayan kadınlar.
Cinsiyet, yaş her türlü ayrımcılığa karşıyım. Çevresel faktörler, kararları uygulayan mekanizmalar bu ayrımcılığa iten sebeplerdir. Özellikle kadınlara her konuda desteğim, her projede yer alırım desteğimi göstermek için ve gülerek anlatıyor onlar için hamile bile kaldım.
Aile içi şiddete karşı bir projede yer almış. Göbeklik takmış ve objektif karşısına geçmiş. Çekim bittiğinde, ekip giydiği tişörtü imzalamasını istemiş.
İmzayı atmadan önce, iki kelime yazmak geldi içimden. “İçimde hissettim.”
Bana başarılı ve güçlü kadını tanımlayabilir misiniz?
İyice düşünülüp cevap verilmesi gereken bir soru.
Biraz düşündükten sonra cevap verdi, kısa ve özlü bir cevaptı…
Kendi istediği gibi yaşayan kadın, güçlü kadındır.
Bu cevap karşısında dilim tutuldu diyebilirim.. kendimi düşündüm bir an…Ben ne kadar güçlüyüm?
Gelecekle ilgili beklentileriniz neler?
Toplumda göz önünde bulunan insanların özellikle de sanatçıların doğru mesajlar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizin geleceği ile ilgili ben umutluyum.
Madem Yetkin Dikinciler umutlu, bizde umudumuzu kaybetmeyelim, umut etmeye devam edelim, her şey çok güzel olacak…
Son olarak Çalışan Kadınlar iletişim Platformu üyelerine ve okuyucularına bir mesajınız var mı? 
Bu sitedeki, her bireyin yazısının önemli faydalı ve çok değerli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla kadınların kendi aralarında da birbirlerine bu anlamda her zaman destek vermeleri gerektiğini düşünüyorum.
Kısa bir kahve molası verdik söyleşi bitmişti. Dostane bir sohbette onun farklı bir yönünü görme fırsatım oldu. Bir sanatçıyla değil de bir arkadaşımla sohbet ederken buldum kendimi. Sizlere söylememeye söz verdiğim bazı konulara da değindik
Bu yazıyı yazarken bile o mükemmel ses tonu ve sürekli gülen yüzü gözümün önünden gitmiyor.
Evet o çok etkileyici, yakışıklı ve karizmatik bir erkek. Ama Yetkin Dikinciler benim aklımda samimiyetiyle, içtenliğiyle, kendine olan özgüveni, kibarlığı zekâsı ve sıcacık gülümsemesiyle kalacak.
Vedalaşırken bana bir soru sormak istediğini söyledi.
‘’Hayatınızı istediğiniz gibi yaşıyor musunuz ‘’ dedi.
Düşündüm ve ‘’ EVET’’ dedim.
Güçlü bir kadınla tanışmaktan çok büyük bir mutluluk duydum’’ dedi ve elimi sıktı…
Eh bu mutluluk da bana yeter…
Sevgiyle ve Mutlulukla kalın
Hazırlayan: Serpil DURBARIŞ
Dikkat: Bu röportajın tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
14.04.2010