Bu başlığı ilk okuduğunuzda eminim ki şaşırdınız neyin kaziologları bunlar diye. Tabii ki insana dair şeyler. Beyin yolunu burun ve kulaktan bulmaya çalışan insanlara bu ismi taktım sonunda. Nasıl kazı bilimi ile uğraşanlara Arkeolog deniyorsa, beyin ilminin peşine düşmüş insanlarda bir tür arkelog bence.
Son zamanlarda bunlardan o kadar çok görmeye başladım ki, “İneğin sevmediği ot burnunda biter misali” hepsi bana denk geliyor sanki. Gayet lüks arabalarda hiç ummadığım insanlar bile ‘nasılsa arabada yalnızım’ diye tüm coşkuyla burundan beyin kazısına geçiyor. O bitiyor, olmadı kulağa dalıyor, sonra çıkan kazıyı büyük bir hayretle inceliyor. Tabii o inceleme esnasında benim artık mide coşuyor. Bazıları daha kibar, en azından serçe parmaklarıyla çalışmaya katılıyorlar. Acaba sigara yasağının arkasından bir de buna mı yasak getirmeli. Kulak ve burun simgesinin üzerine bir çarpı, işte bu kadar. Yapıştır bütün her yere. Kazı yapana? 250 TL ceza. Al işte devletimize bir gelir daha.)
Sabahleyin işe gitmek için evden çıktım. Servisimin geçmesine 5 dk vardı ama ben o otobüsün yokuş çıkarken çıkardığı ihtişamlı sesi duymaya başladım. O sesi duydukça daha hızlı adımlarla koşuyor aynı anda içimden söyleniyordum. “Daha 5 dk var bu niye bugün erkenden düştü yollara diye” tabii durağımıza gittiğimde otobüs yoktu. Ama orda daha önceden sabıkaladığım kaziolog bekçimiz vardı. Her gün kulübesinde oturur çayını demler, radyosunu dinler, beyninin ilmiyle uğraşırdı. Sabah baktım tam önünden geçiyorum yine iş başındaydı. Artık yüzümdeki ifadeden hiç bahsetmeyeyim ama ona servisin akibetini sormak zorunda kaldım. O da hiç ummadığı ve tam işine kendini kaptırdığı anda bunu duyunca çok utandı, yüzü kızardı, elini koyacak yer bulamadı, bulamaması da iyi oldu zaten. Sonra kem küm etti bilmiyorum görmedim dedi. Sonuçta servisimi kaçırmamıştım, onunla konuşurken baktım geldi. Ama onu utandırarak belki daha gizli ve hijyen bir şekilde kazılarına devam etmesini sağlamışımdır diye düşündüm.
İşin tuhaf yanı, bu tip insanlar karşılarında kendileri gibi birini gördükleri zaman mideleri bulanır bir de hijyen havaya girerler. Ayy onun elinden bir şey yemem o kaziolog diye. Bu konuyu kuzenime anlattım. o da beni bu konuda çok güzel aydınlattı. “ Herkesin kazısı kendine şirin gelir dedi” Bu lafın üstüne diyecek söz kalmadı gülmekten tabii ki...
Sağlıklı bir hayat için en temel şey temizliktir. İnsanın ne giydiği çok önemli değil ama hijyenliği ve temizliği her şeyden önce gelir. Baştan aşağı marka giymiş, saçı başı yapılı, kılığı kıyafeti yerinde ama teninde ter kokusu, yüzünde su görmemiş çapaklı bir göz, rengi kaçmış bir cilt ve fırça görmemiş dişler olursa gel de rahatsız olma.!
Nasıl eğitim şartsa, Temizlik de şart işte...
Bu insanları düşündüğüm zaman annemi daha iyi anlıyorum. Annem aşırı titiz bir insan. Marketten gelen herşeyi deterjanla silmeden hayatta yerine koymaz. Yeni alınan kıyafetleri bir su yıkamadan üzerine giymez. Buzdolabı müze gibidir. Öyle rastgele kapısı açılıp da bir şeyin konulduğu henüz görülmedi. Böyle olunca annem çok haklıymış. Bu insanlar marketlere gidiyorlar, temizlik anlayışları olmadığı için herşeyi elleyip elleyip bırakıyorlar. Sonra en önemlisi ekmek seçiyorlar o kısmını düşünmek bile istemiyorum. Zamanla kızlar anneye dönermiş ben de annemin huylarını almaya başladım. Yıkamadan ve silmeden ne olursa olsun hiçbir şeyi yerine koyamıyorum.
Merhaba Hijyen Dünya, Merhaba Anneciğim...