Hani sisli bir akşam perdeler titriyordu,
Gözüm ufka dalmıştı arkama dönmüyordum.
Kapıyı açıp gittin, bitmişti biliyordum,
İşte ben o şarkıyı henüz yazmadım…
Neco’ nun söylediği ve daha sonrada yaşamına geçirdiği çok güzel bir şarkısıydı.
İnsanlara neden ikinci yaşam şansı verilmez ?
Neden bazı şeyler dayatılır.?
İlişki ve birbirine olan sorumluluk bittiyse neden bu uzun süreç birlikte tüketilir.?
İki kişinin zamanla alışkanlık dışında hiçbir ortak yanının kalmadığı ve aynı evde ayrı hayatlar yaşayan bir sürü insanlar olduk. Herkesin beklentisi büyük ama çaba yok. Herkes şikayetçi ama kimse sorunu ortadan kaldırmak için özveride bulunmuyor.
“Gel sen de alışkanlıklarım var, paylaşımlarımız olmasa da, yine de aynı ortamda kendi yalnızlıklarımızla yaşayalım mı?” demek istiyorlar.
Bunun bir çözümü yok mu acaba?
Bir tarafın, yeni bir hayat peşinde kalbi atarken , diğer taraf mutsuzluklarından kendine bir hayat kurmuş ve bunu devam ettirmek istiyor.
Bir erkeğe maddi olarak bağımlı olmayan kadınların aldatıldıklarını ve istenmediklerini bildikleri halde sürdürme çabaları değişik bir bakış açısı olarak geliyor bana.
Beraber olduğun insana tüm hayatını adayarak bağlanma şekli.
Her şeyi onunla planlama ve sürdürme eylemi,
Terk edilme ve yalnız kalma korkusu,
Çevreye karşı aldatılmışlığı ve terk edilmişliği kabul edememe.
Sahip olduğu mevki sahibi erkeği başkasına kaptırmama gibi sebeplerden dolayı uzayan beraberlik isteği sanırım.
Beraber olduğun insanı hayatının bir parçası yapmalısın. Tüm hayatını ona verirsen gittiği zaman hayatının da tümünü kaybedersin.
Hayatınıza ve benliğinize sahip çıkın. Sizi en iyi anlayan ve koruyan yine sizden başkası olamaz.
Üretici olursanız, hiçbir şey ruhunuzu da bozamaz.
Ruh çalışarak ve üreterek beslenir.
İlişkilerinizi birbirinizi sıkacak kadar yoğun yaşamayın. Arada merak edin birbirinizi. Tuvalete gittiğinden haberiniz olmasa da olur. Artık ne kadar bağımlı ve tüketici yaşanıyor günümüz aşkları. Cep telefonu ve bilgisayar iletişimi de bir hayli yardımcı oluyor bu ilişkilere. Nefes almak mümkün olmaz hale geldi. Bari bu molaları siz verin kendinize. Bu kadar cep telefonlarının esiri olmayın. Birbirinizi özleyin, kavuşmalarınız anlamlı olsun. Çevremde yaşanan ilişkilere bakıyorum 2-3 ay geçtiği zaman sanki 2-3 yıl geçmiş gibi gözlerini açarak büyük süreç gibi bahsediyorlar. Sonunda onlara hak verdim. 24 saat bir insanla beraber olursan tabiî ki bu 2-3 sene gibi gelir insana.
Bir de bu hemcinslerimde bitmek bilmeyen gösteriş merakı beni öldürecek sonunda.
Bir gün oturduğum binadan işe gitmek üzere çıktım. Karşı komşum ve eşi de her gün düzenli yürüyüşe çıkan insanlardı. Beni görünce apar topar kocasının elini tuttu. Çok komiğime gitmişti bu davranışı, karşı tarafa mutluyum imajı vermek için kendini paralamıştı. Ama bir çok kadında da bu özelliği gördüm daha sonra. Evde birbirlerini yerler, dışarı çıkınca sahte gülücükler ve sarılmalarla kendilerini kandırırlar. Kimin umurunda ki herkesin özel hayatı. Benim için önemli olan kavga gürültü yapmasınlar, binada sorun çıkarmasınlar. Bunun dışında evliliklerinin içeriği kendilerini ilgilendirir. Ben evlendirmedim ki onları takip edeyim “Acaba mutlular mı, değiller mi? İyi geçiniyorlar mı? Geçinmiyorlar mı “ diye.
Ama maalesef insanlarımızda bu gösteriş merakı fazlasıyla var.
“Hayatımızı olabildiğince sadeleştirelim ve mutlu kalalım.”