“ Bu Sana Olmaz ”
Ne kadarda önemliyiz kendimiz için.
Herşeyin doğrusunu eğrisini biz biliriz ya!
Herkes herşeyi yanlış yapar bizim gözümüzde.
Onların davranışları karşısında birde hayrete düşeriz.
Neden hayrete düşeriz? hangi mantıkla onu da anlamış değilim.
Başka hayatlarda yaşamış, başka şeylere inanmış bir insan, neden senin gibi düşünsün ki!
Onun değerleri onun yaşanmışlıkları neden seninle örtüşsün ki!
Farklı insandan aynı beklenti neden?
O sen değil ki!
Sürekli kendimin de fazlasıyla kullandığı bir kelime aklıma takıldı. “ Ben olsam asla yapmam ”
Tabii ki yapmam!
Çünkü ben benim. Ben, kendi doğrularıma göre yapmam diyorum.
Peki ya onun doğruları ve yaşadıkları?
Ya gerçekten o haklıysa?
Kime göre doğru?
Karşı tarafa çok yüklenmemek gerek aslında, başka hayatlara saygı göstermeliyiz ki onlarda bizim hayatımıza saygı duysun.
Saygı gösteripte saygı duyulmuyorsan zaten apar topar yok et hayatından.)
Gerçek sevgi ve dokunuşa kimsenin hayır diyeceğini sanmıyorum. Millet olarak aslında sevilmeye açız.
En ufak iyi bir yaklaşım karşısında şaşırıyor ve mutlu oluyoruz.
Çok basit bir örnek; Geçen hafta her zaman alışveriş yaptığım markete girdim. Kahvaltılık birşeyler bakıyordum. Pakette satılan beyaz peynirlerden bir tane aldım sepetime koydum, işte o anda beklediğim ses oradan yükseldi.) “ O Size Olmaz ”
-Ben size yeni gelen çok güzel açık peynirimizden vereceğim.
İşte sihirli kelime bu dedim ve kendimi oraya ait hissettim nedense.)
Aslında olay çok basit. Müşteriyi elinde tutma politikası. İçeriğini iki tarafta biliyor ama yine de o kelime insana iyi geliyor. Bu da sevgi ve korunma açlığı işte.
Nerede olursan ol, her yerde kendini özel hissetmek istiyorsun.
Bununla ilgili mağazalardan çok kazıklanmışımdır. Her zaman alışveriş yaptığım bir de giyim mağazam vardı.
Oraya, yeni çenesine kuvvet bir satış elemanı almışlar. Beni yakaladı. Ne kadar tarzım dışında şey varsa bana sattı.
Eve geldiğimde, elimde hayatta hiç kullanmayacağım leopar desen bir gece çantası vardı.
Ayna karşısında gerçekle karşı karşıya kaldığım da artık çok geçti...
Ne zaman elime o çantayı alsam, hep o mağazada ki Ermeni kıza laf saymışımdır.Bende ki ilk soy kırımda o alışverişimle başladı.)
İşin acı tarafı, kızım bile evcilik oynarken o çantayı beğenipte oynamadı.)
İlgi ve sıcaklık insana hiç yapmayacağı şeyleri bile yaptırıyormuş, bu da yine kendini önemli hissetme açlığı olsa gerek...
Kendini önemli hisset ama bundan dolayı zayıf düşüp te kazıklanmak neyin nesi;)
Yaş ilerledikçe bu huyumdan fazlasızla vazgeçtim. Şimdi birşey alırken düşünüyorum;
-Gerçekten bana uygun mu?
-İhtiyacım olan birşey mi?
-Fiyatı uygun mu?
Hepsini düşünmeden kim olursa olsun beni ikna edemiyor.
" Yaşasın ÖZGÜVEN ", " Yaşasın TECRÜBE " :)