|
|
|
|
|
|
|
Bir zaman tüneli içerisinde vakit doldurmak... |
|
| |
Bazen ne kadar da bunalım oluyoruz.“Ne istediğimizi bilmez memnuniyetsiz ve şükürsüz insanlar olarak” başta kendimden bahsediyorum tabii ki..)
Ne kadar ağzımdan şükür düşmesede! aynı çıkmazlara düştükten sonra şükrediyorum desem de ne fayda.(
Hep biryerlerde birşeyler eksik ve parçaları birbirlerinden çok uzakta.
Bir zaman tüneli içerisinde vakit doldurmak...
Kendini ifade etmek ve sorgulamak...
Benliğine işkence etmek ve ruhunu karıştırmak...
Kendimizi bir koyuvermiyoruz.Zorunlu İkili ilişkiler mantığı.İki tarafın biribirini çözmesi ve sıradanlaşma.Bir tarafın bitirme eylemi, diğer tarafın sürdürme mücadelesi.Ya da iki tarafın bırakma yarışı.Ne kadar önemli bir hal alır,“Kimin bıraktığı ya da terk ettiği."Tabii erkek terkedilmese daha iyi olur inancındayım.)Onlar daha çok özenilenerek ve şımartılarak büyütüldükleri için, terkedilmek karşısında kendilerini bitmiş hissediyorlar.Çünkü o güne kadar erkek olmanın getirdiği lüksden dolayı, bütün hataları örtülmüş, hatta fazla üzülmesin diye eminim ki ödüllendirilmişlerdir.
Anneler erkek evlat sahibi olunca değişik bir psikolojiye kapılıyorlar.Eşinden sonra, sahip oldukları evlatlarını ikinci erkekleri ilan ediyorlar.Hele bir de gittikçe yakışıklı olup bütün kızlar tarafından aranıyorsa, işte o zaman! Annenin haz duygusu tavan yapıyor.) Koşulsuz bir hayranlık ve hoşgörü besliyorlar.Daha sonra böyle yetiştirilmiş bir erkek çocuğunun, bir kız ile olan ilişkisine annenin yaklaşımı nasıl iyi olabilir ki.? Annede, hep bir evladının mürvetini görme isteği vardır.Ama kızın adı mı mürvettir ya da huzurunu kaçırtacak şeyin adını mı mürvet koymuştur bu kısmı anlayamadım birtürlü:)
İşte Gelin-Kayınvalide ilişkisinin çözümsüzlüğü de böyle başlıyor.Anne yıllarca gözü gibi bakarak büyüttüğü evladını başka bir kıza kaptırıyor.İşin acı tarafı, oğlu kıza bütünüyle teslim olmuş, o güne kadar yapmadığı bütün hizmeti, sevgiyi, annesinin gözleri önünde elalemin kızına sergiliyor.Buna hangi annenin yüreği dayanır.)Diğer tarafta yine büyük özveriyle yetiştirilmiş bir kız çocuğu. O da anne ve babasının biriciği.İki biricik evlat bir evde evlilik adı altında bir yola çıkıyorlar.Baştan, yasaklar kalkmış herşey güzel gidiyor.Bu arada aileler boş durmuyor.Sürekli onlarla birarada olmak istiyorlar.
“Baba sürekli eşine soruyor” Çocuklardan haber var mı? İyiler mi?
Anne hemen telefona sarılıyor”Yavrum! “Benlik birşey yok ama baban sizi çok özlemiş”.Akşama, bak senin en sevdiğin yemeği yapıyorum.
Hadi çıkın gelin! diyerek olayı kendi istekleri doğrultusunda, aile reisini adını kullanarak tatlıya bağlıyor.;)
Bu davetlerde ki amaç! Bakalım çocuklarımız mutlular mı? Damat kızımıza iyi davranıyor mu?,Ya da gelin oğlumuzu hoş tutuyormu? Ne giymiş?, yüzüne gözüne ne sürmüş?.)oğlu eğer kıza çok iyi davranıyor ve onu elleriyle besliyorsa, kayınvalide geceyi ani giren başağrısı ile geçiriyor.)Ben ailesiyle evlenmiyorum tezide böylece çürütülmüş oluyor.Çünkü iki tarafta hiç farkında olmadan direk ailelerle evlenmiş oluyor. Bundan yola çıkarak ailelerin birbirine uyumu, görgüsü ve benzerlikleri çok önemlidir.Her ne kadar siz onu, görmek istediğiniz gibi görsenizde, Unutmayın ki! Onu bebekliğinden beri ailesi kendi kuralları ve görgüsüyle yetiştirdi.
Sizce benzememesi mümkün mü?.. Birde zengin koca merakı vardır ya kızlarımızda.Hayatında görmediği, yaşamadığı şeyleri başkalarının hayatına ve servetine sığınarak yaşamak isterler.Alt yapında hiç birşey görmediysen, o insanın hayatında ne işin var?Hiç mi korkmuyorsun? Al sana “Yaprak Dökümü” Necla örneği.) kız köşkte yaşamasına rağmen, yine de o ailenin yanında ne kadar basit ve görgüsüz kaldı...Siz siz olun dengeleri bozmayın! O gördükleriniz sadece dizilerde, filmlerde bir de masallarda olur.)Gerçekte hiç bir aile, ne oğluna, ne de kızına kendilerinden farklı yetişmiş ve onlara aykırı olan insanları istemezler.) Herşeyiyle size uygun hayatlarda uygun insanlarla yola çıkın. Üzüntünüz az, kendinize güveniniz tam ve mutluluklarınız uzun ömürlü olur.)
|
|
|
406 Kişi Tarafından Okundu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 | cem büyüktunca - sende iyiki varsın |
| Tarih : 30.06.2009 04:09:57 |
| | Ben teşekkür ederim.Yeni yazılarında başarılar. |  |  | Belgin BAYKAL - İyi ki varsınız... |
| Tarih : 29.06.2009 14:03:43 |
| | Gerçekten hepinize çok teşekkür ederim.20 sene sonra beni bulup yazıma yorum yapan sevgili arkadaşım Cem sana da ayrıca teşekkür ederim.Edebiyat mezunu olduğumuz çok belli oldu galiba.) |  |  | cem büyüktunca - sen ne yaparsan yap hayat istediği yöne akar |
| Tarih : 26.06.2009 15:19:38 |
| | Sevgili arkadaşım duygularını bu kadar içten bir şekilde başka insanlarla paylaşman senin zaten hayatta ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.Bu yüzden önce seni tebrik ediyorum.Bahsettiğin zaman tünelinde saatlerimizi durdurma imkanımız olsa keşke, o zaman günde 2, ayda 60, yılda 720, ömürde... kez doğru işler yapmış olurduk buda şu kısacık ömürde çok yüksek bir orandır.Bir yerlerde eksik birşeylerin kalmasından bahsetmişsin bence mutluluk verici çünkü eksik olan birşeylerin bir yerlerde olduğunu biliyorsun ya bilmeseydin;bilmeseydik.Zaten bu kısacık ömür onları aramak değilmidir.Denge konusuna gelince tamamen arkandayım, bu dengesiz durumun artı çözümüde yok işte mutsuzluk bu olsa gerek çünkü kendini feda etmekten başka şansın yoktur.Uzun lafın kısası azgın akan o nehir bizi nereye götürmek istesede ben teslim olmayacağım hep kendime çabuk kırılmayacak sağlam tutunabileceğim dallar arayacağım.Bir yerlerde senin gibi bir arkadaşımın olduğunu bilmekte bu işi kolaylaştıracak.Mutlulukl |  |  | ali - çok detay |
| Tarih : 24.06.2009 16:48:08 |
| | belgın hanım ınsanlar herşeyden önce düzgün ve sorunsuz bır hayat yaşamak için mücadele etmektedırler ama hayat herkese ıstedığı ölçüde adıl davranmayabılıyor .tabııkı her genç kızın öncelıklı hayalı sorunsuz bır hayat rahat bır ortam yakişikli ve zengın bır eş ama hayat hepsını bırden malesef bırıne vermıyor bırınden bırı her zaman eksık kalabılıyor ..ozaman sızın de dediğiniz gıbı herkes kendı dünyasındakı ımkanlara göre yaşasın ve şükretsın .bence sız bıraz mükemmelıyetçısınız detaylara çok takılıyorsunuz hayat flmlerdekı gıbıde değildir
başarılar dılerım |  |  | saliha KORKUSUZ - kalemine saglik |
| Tarih : 24.06.2009 02:54:08 |
| | Kalbinin guzelligi ve aklinin piriltisi kelimelerinden okunuyor.. yuregine saglik |  |  | Tülay - Aramak mı? |
| Tarih : 23.06.2009 15:25:11 |
| | Belgin Hanım,
Acaba yapılması gereken aramak mı olmalı? Yoksa hayatı gidişine bırakmak mı?
Çok iyi hatırlıyorum; bekarken bir kız arkadaşımla birbirimize aynı şeyi tekrarlardık. Biz neden kendi dengimize uygun bir eş bulamıyoruz diye... Ne kadar komik değil mi? O zamanlar aynı şekilde düşünmüyor, dertleniyorduk bu konuda. Demek ki, yaptığımız şey aramakmış. Halbuki o kız arkadaşımla hayatın akışı içerisinde, başka bir tartışma konusu olabilecek bir konu ama, talihimiz neyse onu yaşamaya devam ediyoruz. Hayat nasıl bir muamma, nasıl bir çizgidir ki, ne kadar resmi biz çizersek çizelim ayrıntıları betimleyemiyoruz.
Sizin yazılarınız bana ilham veriyor Belgin Hanım. :) Değindiğiniz konular çok konuşulacak şeyler. Teşekkür ederiz, elinize sağlık.
|  |  | HASAN - ŞÜKRETMEK |
| Tarih : 23.06.2009 13:57:24 |
| | KISACA MUTLULUGUN TARİFİNİ ŞÜKRETMEK OLARAK ANLADIM.GERÇEKTENDE RUHUN RAHATLIĞI ŞÜKÜRDÜR.KANAAT ETMEKTİR. |  | | Sayfalar : :Önceki Sayfa -[1]- Kayıtlı haber bulunamadı. |
|
|
|
|
|
|
|
|
Üretim Öykülerimiz
Yükleniyor...
Sağlık
Yükleniyor...
|
|