Beyaz atlı prenslerimizi bekledik, atını beğendiğimiz erkeğimizi, prensimiz sanıp atladık atına. Sözde bizi masal diyarına götürecekti, kimi prensin atı dayanamadı iki kişi taşımaya, yolda bıraktı. Kimi de zaten beyaza boyamıştı atını, yolda kandırıldığımızı anlayıp indik atından. Bu kadar karamsar olmaya gerek yok, gerçek prensini bulanda çıktı elbette. Onlara sözüm yok.
Niye bunları yazdım; bir programa takıldım geçen hafta. Sizlerle de paylaşmak istedim yalnızca.
“Kocam size emanet” şimdiler böyle bir program var ulusal kanalların birinde. Kocalara bakıyorsunuz hepsi seçilmiş, ama metris filminin “neo”su gibi de değiller tabi. Bunlar bildiğimiz sıradan piknik tip türk erkeği. Sanırım format bir hafta da bu türk erkeklerini değiştirmeye yönelik. Ben tesadüfen ilk başlangıcı ve geçen hafta olan finali izledim.
Hepsi birbirinden ayrı şahıslardı ama birbirinin aynı tiplerdi. Hanımlara baktım, bazıları nasılda inanmış kocalarını buraya emanet etmeye. Programın finalinde, kocalardaki değişimi perde arkasından izliyorlar. Ağızlarından çıkan ince bir söze hemen gözleri doluyor. Nasılda inanmışlar kocalarının değişebileceğine. Amaaa, kabul edin hanımlar kimseyi değiştiremezsiniz. Bizim erkekleri değiştirmek ise deveye hendek atlatmak kadar zor.
Erkeklerin yapmacık davranışlarından rol yaptıklarını anlamamak ise sadece kendinizi kandırmak. Yakışmıyor bile yaptıkları. Yani kocalarınızı emanet edeceğiniz tek yer geri alınmamak üzere emanetçiler.