Subat 9, 2009   Ana Sayfa | Hakkımızda |  İletişim | Reklam   
Üye Giriş yadaÜye Ol! 

Yazar girişi veya başvurusu için tıklayınız


Hiç Bitmeyen Bir İştir Yeniden Başlamak İPUÇLARI

Yazı Boyutu

Tarih : 08.01.2009 18:47:40


Ne kadar sık teklifte bulunduğunuzu, bir başkası için birşey yaptığınızı, berbat bir ilişki geçirdiğinizi ve Bunu kesinlikle son kez yaşadım. Bir daha asla böyle birşey yaşamayacağım, dediğinizi hatırlayın. Gerçek şu ki, uzun bir yaşam sürerseniz, aynı zorlukların tekrar tekrar baş gösterdiğini göreceksiniz.




Ne kadar sık teklifte bulunduğunuzu, bir başkası için birşey yaptığınızı, berbat bir ilişki geçirdiğinizi ve “Bunu kesinlikle son kez yaşadım. Bir daha asla böyle birşey yaşamayacağım,” dediğinizi hatırlayın. Gerçek şu ki, uzun bir yaşam sürerseniz, aynı zorlukların tekrar tekrar baş gösterdiğini göreceksiniz. Fark, bu zorluklar arasında yolunuzu bulma şeklinizde yatar. Bir yandan da son derece esnek olabilmeniz gerekir. Yeniden başlamak, size basitçe birşeyi daha iyi yapma şansı verir.

Her zaman o ya da bu şekilde yeniden başlar, farklı birşey deneriz: yeni bir iş, yeni bir ilişki, başarı için yeni bir formül, dünyaya açılmak için yeni bir fikir, çocuklarımızı doğru yolda tutabilmek için yeni bir felsefe. Her gün, farkında olmadan, ekranımızdaki yenilenme tuşuna basarız. Gerçekten düşünecek olursanız, bunu gün içinde pek çok kez yaparız. Esnek olmayı öğrenmek, görüşünüzü yenilemenin yanı sıra şimdiki zamanın farkında olmak ile de ilgili birşeydir. Karmaşıklığı dengeler ve yaşamın zıtlığını açık kollarla kucaklarken, yaşamın bütün görkemli yönlerini kutlamak ile ilgilidir. Güç bir iş mi? Kimse size kolay olacağını söylemedi. Dağ treniyle büyük bir yolculuk için imza attınız. Emeksiz yemek olmaz; bu, bir paket anlaşmadır!

Hepimiz Aynı Gemideyiz
İnsanlık, kederden, kayıptan, ölümden, başarısızlıktan, boşanmadan, hastalıktan, zor ilişkilerden ve başka her tür sıkıntıdan daha kurtulamadı. Bu tür fikirlerin olmadığı bir dünya için henüz ortak bir zihinsel eşdeğer oluşturamadık. Ama bu arada, her günün baştan başladığını bilerek esnekliğimizi güçlendirebiliriz. Daha fazla esnekliğe sahip olmak, pozitif değişime alan açar ve bizi hem daha iyi hem de daha pozitif beklentilerle yaşamaya doğru giden evrimsel bir yola sokar.

Bir insanın bizi terk etmesi sonucu bir kayıp yaşadığımızda, yola devam etmek için mutlaka acı çekmemiz, kaybı deneyimlememiz, kederlenmemiz, sinirlenmemiz, belki de terk etmemiz gerekir. Ama acı, sizi rahatlığı kabul etme konumunda olacağınız bir adıma götürür; başka birine ruhani işlerini yapma fırsatı verir. Yolumuza devam etmeyi gündemimizin başına koyarsak, acı bizi barışa götürür. Kayıp ve keder yaşayarak yola devam etmek, daha fazla kayıp değil sevgi için boş alanı kullanma dersidir. Ne kadar acı verici olursa olsun, içinizdeki alanı ardına kadar açma gücünü bulun. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı sürdürün ve kendinizi yalıtma aciliyetiyle savaşın. İçeride nelerin gizli olduğunu gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.

Bir Yanda Kederlenirken, Diğer Yanda Daha Şefkatli Olabiliriz
Çoğu kez rahatlıktan mahrum bırakılırız. Her zamankinden çok -genellikle seçimimiz dışında- rahatlamaya ihtiyaç duyduğumuz dönemlerde yalnız kalmayı kabullenmek zordur. Birkaç yıl önce kayınpederim öldüğünde, kendi üzüntümün yanı sıra ailenin ve arkadaşların da üzüntüsünü paylaşmıştım. Kendi üzüntümün fark edileceğini ummuştum; ne de olsa bu da keder ve iyileşme sürecinin bir parçası değil miydi? Ne var ki, gerek cenaze etkinlikleri esnasında, gerekse sonrasında kilise mensupları ve toplumdan insanlar ile karşılaşmalarımızda, şefkat ve merhamet yalnızca kocamla paylaşılıyordu. Aylarca kocamın yanında durdum; hep onun eli sıkıldı; onun acısı paylaşıldı; ben ise orada öylece tanınmadan dikildim. “Bu kayba ilişkin benim duygularım uygun değil mi? Yoksa, benim buradaki fonksiyonum yalnızca süreci diğer herkes için kolaşlaytırmak mı? Kendi acım çevremdekiler için daha çok bir yük mü?” diye merak ediyordum.

Bu durum, tabağıma biraz daha kırıcı bir ağırlık ekledi; ama sonunda, güçlendim ve daha anlayışlı oldum. Neye ihtiyacım olduğunu nasıl söyleyeceğimi öğrenmem gerekti ve söylemedikçe ona sahip olamayacağımı anladım. Bir sonraki ilkbahar, yakın bir arkadaşımı trafik kazasında kaybettiğimde, rahatlatılmayı istedim, aynı zamanda insanları rahatlattım. Acımın yolunu bulmasına izin verirken, arkadaşımın kederli ailesine ve kendi aileme kalpten destek vermek daha kolay göründü. Acı çekerken iyileştim ve iyileştirdim. Diğerlerini rahatlatırken acı çekme sürecine tam katıldım ve tanıdığım herkesin beni rahatlatmasını kabul ettim. İyileşmek için kendime ya da başkalarına hiçbir sınırlama getirmedim; çünkü aynı anda hem almayı, hem de vermeyi öğrendim. Açık bir keder kanalıydım; eşzamanlı olarak rahatlatılıyor ve rahatlatıyordum.

Kederden Korkmayın
Dört cenazeye daha katıldığım ve sevdiklerini kaybeden pek çok insana duygusal destek verdiğim düşünülürse, o yıl keder derslerimi tamamladım. Daha önce yaşadıklarımdan çok farklı bir durumdu. Evren, birşeyi kafamıza sokmanın yolunu bilir. Unutmayın, rahatlık, hem girdi, hem de çıktı demektir; kimi zaman bunlar, iyileşmeyle sonuçlanan senkronize bir süreç içindedir. Korkmayın. Sıra size geldiğinde bu tip dersleri iyi kullanın. Bu, sizin kalbinizi genişletir ve sizi insanlığın bütünüyle temasa sokar.

Düzenli Olarak Rahatlayın ve Rahatlatın
Genel olarak, kendimiz ya da başkaları için tek seçeneğin yeniden başlamak olduğunu bildiğimiz anlarda rahatlık konusunda yeterli bilgi almadığımızı düşünüyorum. Rahatlığın iki yönlü bir yol olduğunu bilmelisiniz. Büyük dozlarda rahatlık sunun ve onu vermeyi deneyin. Bir kimsenin kaybını kabullenin; ama alıcı uçta olma sırası size geldiğinde, rahatlatılmayı kabul edin ve gerekirse daha fazlasını talep edin.

Başkalarına şöyle ulaşabilirsiniz:
• Rahatlatmayı deneyin. Kimi zaman, bazı insanların kaybınızı paylaşmaktan korkmaları nedeniyle, kendimize ilişkin en üst düzeyde algıyı, rahatlatma biçiminde sunmak zordur. Sanırım, yaşlandıkça başkalarını avutmakta ustalaşıyoruz. Asla ama asla, kendinizi sıkıntı çekenlerden uzaklaştırmayın. Onlara ulaşmanın, aynı zamanda ruhani öykümüzün bir parçası olduğunu öğrenmelisiniz.

• Vermeye devam edin. Her tür sıkıntılı ortamda, elinizden gelenin en iyisini yaparak, herkesi rahatlatmaya çalışın. Aramayı sürdürün, not gönderin, yemek götürün ve daha fazla sarılın. Esneklik faktörünüz muazzam bir hale dönüşecektir. Her şeyin düzeleceğine ikna etmeye çalıştığınız insanlar tarafından size “Hiçbir şey düzelmeyecek,” denirse, yine de iyi iş çıkarmışsınız demektir. Kalbinizi 10 kat büyütmüşsünüzdür.

• Bir başkası hakkında pozitif düşünün. Düşüncelerimiz güçlü olduğundan, hemen her şey hakkında pozitif sonuç hayal etme yetisine sahipsiniz. Bu insanı, aileyi ya da durumu ayakta tutabilmek için enerjinizi kullanın. Zihninizde, onların istediği biçimde yardımcı olarak bu kişilerin iyileşme kanalı olduğunuzu hayal edin.

Her şeyin ötesinde, yaşamın zıtlıklarını görmemizin beklendiğini unutmayın. Sıkıntı, programın yalnızca bir parçası. Ne kadar zorlayıcı olursa olsun, karşılaşabileceğimiz her engeli başarıyla aşmak üzere tasarlandık.

Yazar: Dr. Charlene M. Proctor


124 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
1 2 3 4 5 Henüz Puan Verilmedi  
Kaynak: www.marjinal.com.tr

Kategori ¬ İPUÇLARI

Yorumlar ( 0 )

Diğer Yazılar

Başarılı Hedef Planlama

 03.09.2009 11:12:34

İndirim Talebine Ne Demeli?

 25.06.2009 16:01:40

Misafirim Olun

 26.05.2009 17:14:24

İşinizi 12 Ayda Katlamak İçin Şu İki Numarayı Kullanın

 25.04.2009 15:52:39

Bütçe Pazarlaması: Maksimum Tanıtım

 03.04.2009 02:12:26

Potansiyel Müşterinin İlgisini 60 Saniyede Çekin

 03.04.2009 02:10:25

Her Sponsorluk Amaca Hizmet Etmeyebilir

 02.03.2009 14:35:09

Süper Bir Konuşma Hazırlamak İçin 10 İpucu

 02.03.2009 14:30:42

İyi Bir Basın Bülteninin Beş Temel Bileşeni

 02.03.2009 14:23:54

Ürün Fiyatlandırmada Temel Sorular

 02.03.2009 14:22:01



Ana Sayfa |  İletişim   


Copyright ©2010 Çalışan Kadınlar
Bu web sitesinde E-Veri İçerik Yönetimi Yazılımı kullanılmaktadır.