Toplumsal cinsiyet, yüzyıllardır kadının gelişmesini “ayıp, günah ve yasak” kavramları ile engelliyor. Bu durum, kadının, çalışma ve siyaset hayatına yapacağı katkıları da erteliyor.Toplum, kadından ev işlerini yapmasını ve ailenin huzur ve mutluluğunu sağlamasını istiyor. Kadınlar, yüzyıllardır kendilerine toplum tarafından verilen, bu görevlerini bıkmadan usanmadan yerine getiriyorlar. Kadınlar ev (aile) işlerini yaparken, çok önemli hizmetler yapmaktalar.
Bu gün ailenin oturduğu evin temizliği, çamaşırların yıkanıp, ütülenmesi, her gün yemeklerin yapılması, ailenin ihtiyaçları ile ilgili alışverişlerin yapılması, faturaların ödenmesi, hasta ve çocukların bakımı, çocukların eğitimine verilen destek gibi daha bir çok işleri kadınlar ev işi adı altında yüz yıllardır yapmaktalar. Bunun karşılığında da hiçbir ücret almıyorlar.
Yapılan bir araştırmaya göre, Dünyada üretilen hizmetlerin %70 ini kadınlar yapıyorlar.Elde edilen refah payından ancak ve ancak %1 i kadınlara dönüyor. Halbuki Dünyada üretilen değerlerin karşılığında elde edilen refah payının yarısı, .yani %50 si kadınlara ait olmalı. Biz kadınlar böyle istiyoruz.Peki, Türkiye’ deki kadınların durumu nasıl?
Türkiye’de takriben;
-Okuma yazma bilmeyen kadın oranı %20, erkek oranı % 5,
-Çalışan kadın oranı %26 erkek oranı %74,
-Türkiye’de tapulu gayrı menkullerin % 8 i kadınların, % 84 ü erkeklerin,
-GSMH(Kişi Başına) düşen gelir 4.279$ kadınlara, 9.286$ erkeklere ait.
Bu tablodan da anlaşılacağı üzere, kadınlarımızın eğitim, çalışma hayatı, mal varlığı ve GSMH dan aldıkları pay, hak ettiklerinden çok, çok düşük.Kadınların yüzyıllardır ürettikleri değerler, erkeklere ait zenginliklere ve sosyal statülerine ekleniyor.
Eğitimi, mesleği, ve zenginliği erkek nüfusuna göre çok az olan kadınlar, siyasi hayatta da kendilerini var edemiyorlar.
Siyasette kadının temsil oranına baktığımızda, sonuç üzücü.
-2002 yılında yapılan genel seçimlerde kadın milletvekili sayısı 24 olup, kadın temsil oranı,
% 4.4 dür.
2007 Temmuz seçimlerinde bu oran %7-8 civarında olacağı düşünülüyor.
Çalışan kadınların çok büyük bir kısmı kayıt dışı sektörlerde çok düşük ücretlerle çalışıyorlar. Aileye ait işyerlerinde, tarımda ücretsiz işçiler hep kadın.
Sigortalı veya emekli sandığına bağlı çalışan kadınların terfileri, aldıkları eksik ücret, çocuk odaları, çocuk kreşleri gibi bir çok sorunları var.
İşte, çalışma hayatında, kadının istihdamında sorunları gündeme taşıyacak, gündemde durmasını sağlayacak, kamu oyu oluşmasında hizmet edecek, çözüm üretecek kuruluşların en önemlileri Sivil Toplum Kuruluşları olmakta.Bu STK larda ne kadar çok çalışan kadın var olursa ,sorunların gündeme taşınması ve çözüm üretiminde o oranda etki artar.
Çalışma hayatında kadın erkek eşitliğinin sağlanmasında, faaliyet konusu kadın olan Sivil Toplum Kuruluşlarının katkısı önemli.Bu STK larla birlikte hareket eden çalışan kadınlar, kendi sorunlarının çözümünde büyük kolaylık sağlarlar.
Kadınlarda sigortalı çalışma bilincinin oluşmasında, öz güvenlerinin gelişmesinde, liderlik, örgütlenme, sendikalaşma, iş kanunu ve yönetmeliklerinin öğrenilmesinde, Sivil Toplum Kuruluşlarının önemli katkılarda var.
Örnekle açıklarsak; İş Kanunun 5.mad. eşit işe eşit ücret ilkesini kabul ediyor. 18/d maddesi ayırımcılık sebebiyle din dil ırk medeni hal, hamilelik, doğum gibi sebeplerle iş akdinin fesih edilmeyeceğini belirtiyor.
Eşitlik kanunları var ama işe alınmada erkekler tercih ediliyor. Devlet kuruluşları ve İŞKUR verdiği ilanlarda erkek cinsiyeti tercih sebebi olarak açıklanıyor. Burada çalışan kadınların bilinç oluşturması gerekiyor.İŞKUR’ un ve devletin bu şekilde uygulamasının kanunlara aykırı olduğunu belirterek,uygulamaları sona erdirebilirler.
İkinci bir örnek; işyerlerinde,kadına ve bebeklere sağlanan oda (çocuk bakım odaları) ve yurt (Kreş) gibi sosyal hizmetlerin yapılması
Çocuk odası açılabilmesi için,100 den fazla,yurt açılabilmesi için 150. den fazla kadın işçinin işyerinde çalıştırılması gerekmekte. Her ne hikmetse iş yerinde bu sayıda kadın işçi asla çalıştırılmıyor. Hep sınırda kalıyor. 98 veya 140 kadın işçi gibi. Halbuki bu sosyal hizmetlerin kadın işçi sayısına göre değil, iş yerinde çalışan işçi sayısına göre düzenlenmesi gerekiyor. İşte burada STK ların etki edebilecekleri önemli bir alan var.Bu alanda faaliyet gösteren STK lara çalışan kadınlar da üye olurlarsa sorunu yaşayanlar olarak en iyi çözümü de üretebilirler.
Çocuk bakımı, kreş çalıştırılmasında, uzman olan STK lar ile işbirliğinin yapılması hizmeti daha ucuz ve etkin biçimde verilmesini sağlar.Çalışan kadınlar üyesi oldukları STK aracılığı ile bu şekilde hizmete ulaşma kolaylığını elde edebilirler.
O halde, kadınlar,çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların çözülebilmesi için,kendi güç ve çalışmalarını STK da birleştirmeleri gerekiyor.Yeter ki kadınlar,sosyal sorumluluk çerçevesinde konuya baksınlar.
Kadınların karar verip çözemedikleri hiçbir sorun yoktur. Belki kısa vadede olmuyor. Ama bir gün mutlaka sonuca ulaşıyorlar.
AV. SEYHAN EKŞİOĞLU
KA-DER GYK Üyesi, Aktivist